..........Bir süre sonra köyümüze gelen arkadaşlarla tanıştım ve saflara katılmak istedim. Küçük olduğum için beni götürmediler. Bunun üzerine milis düzeyinde köyde çalışmalara başladım. Savaşçı aktarma vb. görevler yükleniyordum. Yaşanan şehadetler ve gelişen yoğun baskılara annemin tutuklanması da eklenince köyü terk ederek İstanbul'a göç etmek zorunda kaldık. İstanbul'da aile hem parti ile olan ilişkilerini kopartmıyor hem de düzenle ilişkileri gelişiyordu. Bütün bunlardan bende payıma düşeni alıyordum.                                                                              Abimin etkisi ile düşünsel olarak kendimi geliştirmek için durmadan kitap okuyordum ve bir yerden sonra bütün bunların beni doyurmadığını görüp saflara katıilma istemimi aileye açtıim. Direkt olarak olmasa da ikna ile aile ilişskileri ve annemin yalnızlığını gerekçe yaparak beni durdurmaya çalışıyorlardı. Ben ailemi sevdiğim için katılmam gerektiğini söyleyerek Aralık 1991 yılında partiye katıldım. 8 ay İstanbul'da faaliyet yürüttükten sonra Serhat, Doğu Kürdistan üzeri Xaxurkê'ye geçtim. Benim daha önceden partiyi tanımamdan dolayı bildiğim parti ilişskilerini Xaxurkê'de bulamadım ve büyük bir sarsıntı geçirdim. Bir anlamda da arkadaşlardan daha fazla ilgi bekliyordum.                            Burada gördüğüm temel eğitimden sonra '92 Güney savaşına katıldım. Savaşın sonuçlanmasıyla birlikte Zelê'ye ve buradan hareketli tabura geçtim.                                                         Daha sonra Botan'a gitmeyi dayattım ve geçmeyi başardım. Botan'da gerçek aradığım partiyi buldum. Bundan sonra kendimi ispatlamak istedim. Bu da intiharvari bir pratiğin sahibi olamamı beraberinde getirdi. Sonra 5. Kongreye katıldım.Kongre'de parti ve devrim sorunu ile tanıştım. Sanki bir duvara çarpar gibi olmuştum. Kişilik sorunlarımızdan dolayı devrimi kaçırdığımız sonucuna vardım. Asıl olarak partiye katılmam kongrede gerçekleşti. Kişiliği değiştirmeden cevap olmanın mümkün olmadığgını gördüm ve kendime yüklenerek kişiliğimde sınıf savaşımını başlattım. Önderliğin çözümlemeleri karşısında kendimi ezik hissediyordum ve daha fazla kendime yükleniyordum. Sorunların büyüklüğü karşısında kendime karşı bir güvensizliği yaşadım. Önderliğin değerlendirmeleri karşısında dinleme hakkını bile kendime vermiyordum. Askeri yaşamda bana şekilci ve kalıpçı gelen durumların, savaşın ve ordulaşmanın gerekleri olduğunu kavrayarak anlam verebildim. Komutanıin her an düşünüp karar verbilmesi, ideolojik-politik donanıma sahip olması gerektiği bilincine vardım. Kadın ordulaşmasına başta yanılgılı yaklaşımlarım olduysa da sonradan buna anlam vererek gerekliliğine inandım. Ordulaşmaya karşı güvenim gelişti ve savaşta daha fazla yük almam, komutanlık yapmam gerektiğine inandım. Önderliğin çözümlemeleri ve arkadaşların yardımı ile özgür kadın militan özelliklerine ulaşarak kendi ayaklarım üzerinde durabileceğime inanarak buna yöneldim. Önderliğin verdiği güç, eğitimin getirdiği netleşme ile içinde bulunduğum durumu kavradım. Bunun sürekli olması gerektiğini de biliyorum.........."        

Destpêk
Biyografi
Foto album
Ani ve yazilar
Siirler
Misafir defteri
     Biyografi -2-