.......... Agirî heval henüz küçük yaşta olmasına rağmen aile
içerisinde sorunlar karşısında duyarlı bir kişiliğe sahipti. Bir
sorunum olduğunda gelip konuşulması için
ortamı hazırlıyor ve sorunumu Ona anlatmamı sağlayarak çözümler öneriyordu. Sorumluluk ve sorunlara karşsı çözüm bulmak istemesi bir yerde Onun Kürdistan sorununa çözüm arayan
bir devrimci konumuna gelmesini de sağladı. Gülcan mantıklı olmanın yanı sıra duygusal bir insandı. Asuri katliamından kurtulan biri olan ninem yaşsadıklarını
Gülcan'a anlatırken O bunlardan çok etkileniyordu. Halklarıin yaşadığgı zulum karşısında hayretler içinde kalırken bu durum aynı
zamanda Onda bir öfke uyandırıyordu. Kadın sorununa ilişkin geleneksel düşünceleri ve yaklaşımları kabul etmiyor daha iyi
çözümler üzerine düşünüyordu. Kadının erkekle eşit olması gerektiği halde neden toplum tarafından ezildiğini kendisine sorarak bu durumu kabul etmediğini yaşamında da gösteriyordu. Çeyiz
hazırlayan genç kızları gördüğünde buna dayanamıyor ve karşsıi çıkıyordu. Klasik evlilik kurumuna karşı olduğunu her zaman dile
getiriyordu. Evliliği köleliğe girişin başlangicı olarak kabul ettiğinden dolayı hep uzak durmaya çalışıyordu. Onun için ülke
sevgisi, ülke aşkı her şeyin üzerinde
geliyordu.
Ailemizin en küçüğü olmasından dolayı annemin Ona aşsırı titiz davranması ve sürekli doktorlara götürmesinden kendisi de rahatsız oluyordu. Bunun üzerine annem
doktorların bir şey bulamadıklarını, hastalığgı bulunması için hoca ve şeyhlere gitmeleri gerektiğini söyleyerek Onu şeyhlere gösteriyordu. O zamanlar henüz küçük
olmasıina rağmen bunların saçmalığgını gelip bana anlatıyordu. Partiye katıldıktan sonra biryıl kadar kendisinden haber
alamadık. '92 Newroz'unda bizler aile olarak İstanbul Dolapdere'de toplanan kalabalığın içinde yer almıştık. Cizre'de düşmanın
saldırısını haber alan kitle daha fazla öfkelenmişti. Etrafı polis sarmış bizlerde polise yakalanmadan kurtulmanın yollarını arıyoruz.
Bende bir yöne doğru uzaklaşırken bir türbanlı koluma girerek benim gitmem gereken yolu bana söyledi. Türbanlının Gülcan olduğunu
anlayınca şok olmuştum. O tehlike anında üst kattan bizi izlemiş ve tehlikede olduğumu görünce aşağıya inerek bana yardımcı olmuştu.
Birgün İstanbul'da Kürtlerle ilgili bir etkinlik vardı. Etkinliğin sonunda Gülcan'ın Apê Musa ile yan yana oturduklarını gördüm.
Konuşmalarının sonunda Apê Musa'nın 'dağa gidin kızım' dediğini
duydum
Agirî Gerillaya katılmış ve Ondan uzun süre haber
alamamıştık. Gerilladaki kardeşi bir yerde tesadüf eseri Onunla karşılaşmış ve bu karşılaşmalarını
bizlere bir mektupla ulaştırmıştı. O mektubun Agirî ile ilgili bölümünde Agirî'nin ne kadar değiştiğine işaret
etmektedir:
"Size gerek duyduğum bir anımı kısaca anlatacağım. Hiç beklemediğim bir anda Agirî arkadaşla buluştum. Bir raslantı sonucu oldu. Şimdi
bulunduğum sahaya gelişin coşkusu içinde yol boyu birçok arkadaş grubu ile buluşmak, büyük moral ve güç veriyordu bizlere. Yolumuza devam etmek için ayrıldığımız da
ise büyük bir hüzün kaplıyordu içimizi. Bu yolculuğun devamında Haftanin kampına ulaştık. Burada hiç tahmin etmediğim bir süprizle
karşılaştım. Aslında her şey tesadüf sonucu gerçekleşti. O gün Agirî arkadaşta başka bir alandan görev icabı gelmişti. Arkadaşlar
kendisine bizimde gelişimizin haberini verince espiri sanıp fazla üzerinde durmamış. Kampa akşam üzeri ulaştığımız için o gece
görüşemedik. Agirî arkadaş inanmadığı için ya doğruysa kaygısını da taşıyarak sabah erkenden kaygılarını gidermek için geldi. Beni
görünce oldukça heyecanlandı ilk sözü, 'gerçekten sizsiniz, hangi rüzgar sizi buraya getirdi? İnanın ki, sizin buraya geleceğinizi tahmin bile
etmiyordum.Tabii ki, bizi götüren parti rüzgarıydı. İkimizde görüşmemize çok sevinmiştik. Sizden hiç haber almadığını söyleyerek hepinizi teker
teker sordu. Mutlu bir yolun yolcusu olduğumuz için sevgi dolu anılar yol boyu hiç eksik olmadı. Unutmadan şunu da ekleyeyim, kendisinin benden bir istemi oldu. Eğer mektup yazarsam
başta size ve tüm dostlara canı-gönülden selamlarını iletmemi istedi. Kendisinin durumu çok iyi, güçlü ve sevinçliydi. Partinin
verdiği değere layık olmak için yaşama içten katılıyor. Agirî arkadaş eskisinden kat be kat daha güçlü bir yapıya ulaşmış. Dinç ve atik
olmuş. Size espiri gibi gelebilir, ama Agirî arkadaş gerçekten 'ateş' gibiydi. Cesur ve sağlamdı, tabii partinin Ona kazandırdığı mertebe
sayesinde, bilince çıkardığı özgür kadın gerçeği bununla kazandığı savaşsçı yetenek ve özellikleri ile görevinde aktif bir kişiliğe
ulaşmış. Partinin önemli hamlelerini yakından izlemiş, Önderlik sahasında eğitim görme şansına ulaşmış. Bilinç düzeyi gelişmiş,
artık özgürce kendisini yürütebilmektedir. Yani kendisini merak edilecek durumdan kurtarmış güçlü bir komutanıidıir O."
Heval Agirî Gerillaya
giderken bizlerden ayrılınca son olarak "Şêr şêre, çi jine, çı mêre" diyerek gitmişti. Ve bize şehadet haberi geldiğinde komutanı şehadetine ilişkin bir
pusulayı da beraber yollamış ve orada Agirî'nin şehit olmadan önce son sözlerini de yazmıştı. Ve Agirî gerillacılığını noktalarken
başladığı gibi aynı sözleri yinelemişti; "Şêr şêre çı jine, çi mêre."
Ne mutlu sana kardeşim Gülcan, ne mutlu sana yoldaşım Agirî. Ağabeyin ve Yoldaşın Dewran Agirî

