Gülcan Dündar/Agirî
Adı, soyadı: Gülcan DÜNDAR
Kod adı: Agirî
Doğgum yeri ve tarihi: Midyat, Kasıim 1976
Mücadeleye katıilıim tarihi: Aralık 1991 (Bölük Komutanı)
Şehadet tarihi ve yeri: 14 Nisan 1998, Herekol operasyonu-Bestler Samimiyet timsali gerçek bir kahrama Murat Karayilan (Şehid Agiri- Serxwebun Gazetesi)
Kardeşim Gülcan
Bir Şehidi anlatmak, yani onu tarihin akışı içerisinde
geriye dönüp bakacaklar için tanıtmak 'Veya gelecek kuşsaklara tarihi yaratanları, yaratılan tarih içinde bedel olanları kavratmak' Herkesin ve
her şeyin tanıitıilmaya, anlatılmaya ihtiyacı olabilir, fakat şehitlerin böyle bir şeye ihtiyaci yoktur. Buna bizim ihtiyacımız var. Şehitleri
tanıtmak, Onları anlatmak biz geride kalanlar için çok önemlidir.
Şehitleri anlatmaktan ziyade anlayabilmek, Onların uğgrunda şehit düştüğü davalarına bağlı kalabilmek ve gelecek kuşaklara yaratılan her şeyin nasıl
kazanıldığını öğretebilmek için Şehitleri anlatmak gerekir. Bu hem çok zor, hem de ağır bir yüktür insan için. Anlatılacak şehit kardeşinizse onu anlatmakta
daha da zorlanacağgıinıiz açıktır. Bunun için Şehit Agirî'yi anlatmak yerine kendi yazdığı raporuyla, Onu tanımanın daha kolay olacağına inanıyorum. Çünkü kimse Onu Parti
merkez okulunda yazdığı raporundan daha iyi anlatamaz ; Mardin alanı yarı feodal ve dinin etkisinde olan bir bölgedir.
Benim ailem ortahalli, özel savaştan etkilenmiş, küçük burjuva-köylü ve devrimden de etkilenmiş bir ailedir. Babam sağlık memuru olduğu için görevleri gereği birçok bölgeyi dolaşmışt
ık. Ben bir yaşındayken babamı kaybettim. Babamın vefatı üzerine annem
köyüne döner. İki yıl içinde amcam ve dedem de vefat edince annem bütün aileye bakmak zorundadır. Aile reisliği mecburen ona kalır. Annem babamın memurluğundan dolayı
okumanın faydalarına inanmış olmalı ki tüm aile fertlerini okutmuştur. Hepimizi okuttuğundan dolayı diğer çevremizdeki ailelerden hep saygı
görmekteydik. Büyüyen aile fertleri zamanla bir bir evden ayrıldı. Bir abim saflara katılırken diğer bireylerde değişik yerlere dağıldı. Sadece annemle
ben köyde kaldık. Bu arada düşmanın yoğun baskısı da aile üzerinde eksik
olmadı.
Ailede en küçük olmamdan dolayı seviliyordum. Köy ve kent arasında
gidip gelen bir yaşsamım vardı. Henüz o yaşlarda ailede ve köyde başgösteren çelişkileri görüyor ve anlam vermeye çalışıyordum. Olayları
kavramaya başladığımda yoğun çelişkiler yaşadım. Aile yaşamımızın diğer çevre yaşamından faklı olması ve aile bireylerinin
kendine göre bir yaşam çizgisine sahip olması ve annemin geleneklerin koruyucusu durumuna gelmesi çelişkilerimi artırıyordu. Bu arada abimle halk gerçekliğimiz üzerine yaptığım
tartışmalar ve sohbetler beni düşündürüyordu. Bütün bunların sonucu ben ne kadar tam anlamıyla anlamasam da sürekli gerillayı, partiyi
düşünüyor ve devrimci olmak istiyordum.

